Zeka ve Yetenek Yetmiyor
Posted by: "Melih Arat" melih@meliharat.com meliharatcom
Fri Nov 7, 2008 7:50 pm (PST)
Zeka ve Yetenek YetmiyorMelih Arat
Değerli dostum Mevlüt Aksan telefon açıyor: "Bugünün gençleri ile
20.yüzyılın yıldızları arasında büyük farklar var." diyor. "Yıldız Kenter,
Müşfik Kenter, Leyla Gencel, Suna Pekuysal ve onların akranları ile, günümüz
gençleri arasında radikal farklar var. Bu sanatçılar kendilerini
yetiştirmek, belirli bir rolü oynamak, belirli bir şarkıyı en iyi, en
mükemmel şekilde söylemek için inanılmaz çaba göstermişler. Suna Pekuysal,
bir oyunda belirli bir tiplemeyi canlandırabilmek için günlerce o tipin
konuştuğu diyalekti ve o bölgenin konuşma ağzını tutturabilmek için günlerce
çalışmıştır. Genel olarak o kadar çok çalışmıştır ki, fiziksel
dezavantajları ufak tefek kambur bir insan olmasını önemsizleşmiştir.
Gösterdiği süper performans, dezavantajları
Kenter ve Müşfik Kenter, sadece Türkiye'nin değil, yurt dışında da saygın
uluslararası oyunlar oynayan tiyatro yıldızlarıdır. Onların da çeşitli
oyunlar için inanılmaz bir çaba gösterdikleri bilinmektedir.
yeteneği ve müthiş çalışkanlığı ile tüm dünyanın kabul ettiği gelmiş geçmiş
en büyük opera sanatçılarından biri olmuştur. Amerika'da, Avrupa'da geniş
hayran kitleleri yaratmışlardır. Her bir sanatçı, deyim yerindeyse bir ödül
koleksiyoncusudur. Aldıkları ulusal ve uluslararası ödüller, kariyerlerinin
ve çalışkanlıklarının sonucudur. Bu arada farkındaysanız, bu ödüller
yeteneklerinin değil, çalışkanlıklarının bir ispatıdır diyorum. Çünkü
yetenek ve zeka, tek başına bir insanı dünya çapında bir insan yapmıyor.
Projeler için çokça çalışmak gerekiyor. Bir konserinde Fazıl Say, çalması
bir saatten fazla süren bir eseri, üç aya yakın süre çalıştığını, buna
rağmen hala istediği gibi çalamadığını söylüyordu. Yetenek, ancak çok
çalışmayla parlıyor; yıldızlaşıyor.
21. Yüzyıldaki Türk gençliğinin çalışmayla ilişkisi nedir diye baktığımızda,
ortalama bir genç çalışma olmadan ödül arıyor. "Çok çalışmadan üniversiteye
gireyim. Çok çalışmadan iyi bir işe gireyim. Çok çalışmadan yabancı dil
öğreneyim. Çok çalışmadan güzel bir evim ve arabam olsun. Çok çalışmadan
dünyayı gezeyim." istiyor. Bu düşünce ve anlayışın elbette yukarıda adları
geçen ve geçmeyen yıldız sanatçıların genel performansları ile ilgisi ve
orantısı yok. Çünkü "çok çalışmadan üniversiteye gireyim" yaklaşımıyla,
değil dünya çapında bir performans, üniversiteye girmek bile mümkün değil.
Acı çekmeden ve bedelini ödemeden, başarı ve dünya çapında başarı mümkün
değil. Eskiden "dayınızın kim olduğu, amcanızın kim olduğu" önemli denirdi.
Belki 20 yüzyılın son çeyreğinde kimin yakını olduğunuz gerçekten
kariyerinizde elde edeceğiniz pozisyonu belirleyebilirdi. Ama bugün çok
önemli bir işadamının yeğeni de olsanız, çalışmıyorsanız ve yetenekleriniz
yok ise amcanızın şirketinde dahi iş bulamazsınız. Çünkü amcanızın şirketi
de rekabet ediyor ve rekabet sadece en iyilere yaşama hakkı tanıyor.
Uzun yıllardan beri sabah beş ya da altı deyince ayaktayımdır. Ayaktayım
deyince uyanmış olmayı değil, duş almış, tıraş olmuş ve uygun bir kıyafet
giymiş olmayı kastediyorum. Şu sıra bakıyorum bu da yetmiyor. Yani benim tek
başıma erken kalkmam ve çalışmaya başlamam yetmiyor. Artık projelerimizde
başarılı olabilmek için ekip olarak haftada birkaç gün sabah dörtte, beşte
ofis alanında buluşmamız gerekiyor. Buna rağmen de zaman yetmiyor.
Projelerin bitirme sürelerinin gerisinden gidiyoruz.
No comments:
Post a Comment