3/14/2008

Politika Nedir?

POLİTİKA NEDİR
Çocuk babasina sorar:
"baba politika nedir?"
Baba söyle der:
"bak oglum, ben eve para getiriyorum, öyleyse ben kapitalistim. Annen parayi yönetir, öyleyse o hükümettir. Deden paranin dogru idare edilip edilmedigine dikkat eder, öyleyse o da sendikadir. Hizmetçi kiz ise isçi sinifidir. bizlerin ise tek hedefi vardir, senin rahatligin. Dolayisiyla sen de halksin ve altinda bezi ile yatan küçük kardesin ise gelecektir.
Söyle bakalim anlayabildin mi?" Çocuk düsünür ve o gece babasinin anlattiklarini düsünecegini söyler.
Gece yarisi cocuk uyanir. Çünkü kücük kardesi altini pisletmistir ve aglamaktadir. Ne yapacagini bilemeyen çocuk anne ve babasinin yatak odasina gider. Annesi yalniz ve derin bir sekilde uyumaktadir, öyle ki onu uyandiramaz. Hizmetçi kizin odasina gider. bakar ki babasi hizmetçi kizla yatmaktadir. Dedesi de pencereden gizlice onlari izlemektedir. Hepsi öyle mesguldürler ki çocugun orada oldugunu farketmezler bile.Çocuk hiçbir sey yapamadan yatagina geri döner

Ertesi sabah baba çocuga kendince politikanin ne oldugunu anlatmasini ister.
-"evet" der çocuk, "kapitalizm" isçi sinifini kötüye kullaniyor...
sendika bunu seyrediyor... Bu arada hükümet uyuyor... Halk ise dikkate alinmiyor... ve gelecek bokun içinde yatiyor! iste politika budur..!

3/09/2008

Dipte kalanlar ve dibi geçebilenler/ Melih Arat


Dipte kalanlar ve dibi geçebilenler

Dünyaca ünlü pazarlama otoritesi Seth Godin "Dip" isminde, fiziksel olarak küçük, mesaj olarak büyük bir kitap yazmış. Dip, sürekli olarak içinde yeraldığımız bir eğriye verilen bir isim. Godin, günlük yaşamımıza hakim olan bir şablon yakalamış. Hemen her alanda yaşadığımız bir sorunu çok açık bir şekilde ortaya koymuş.

1 milyon kişinin katıldığı ve sadece 20 bin kişinin kazanacağı bir sınav düşünelim. Sınav için hazırlanan bir milyon kişiden gerçekten hazırlananları diyelim ki günde 20 soru çözüyor. Giderek performansları iyileşiyor. 20 sorudan 30 soruya, 30sorudan 40 soruya çıkıyorlar. Ancak 50 soruya ulaştıklarında artık zor gelmeye başlıyor. Daha az televizyon izlemek, daha az arkadaşlarla görüşmekve daha çok çalışmak gerekiyor. Günde 50 soru yapma çabası acıtıyor ve artık günlük çözebildikleri soru miktarını azaltamıyorlar. 50 soru ve yukarısı aşılmaz bir uçuruma dönüşüyor. İşte sınava hazırlanan 1 milyon kişiden belki 998 bin kişi, bu uçurumdan yukarı bir türlü çıkamıyorlar. Ders çalışmanın getirdiği acıya dayanamıyorlar. Ancak 2 bin kişi kararlı davranıyorlar,giderek çözdükleri soru miktarını artırıyorlar. 50 sorudan 100 soruya, 100sorudan 200 soruya, 200 sorudan 300'e doğru yükseliyor. Elbette günlük çözülen her soruyla oluşan fazladan yük artıyor bir kısmı 300 soruyu çözmeyi sabitliyor ve bu seviyede kalıyor. Çünkü o kadar çok soru çözmek beyin kaslarını acıtıyor. Bu arada sınavda ilk 50'ye aday olanlar kararlı birşekilde devam ediyorlar ve beyin kasları isyanda etse günde 700 soruyu görüyorlar. Bu da onlardan birini sınav şampiyonu yapıyor.

Aynı sistem sporda da geçerlidir. Ortalama bir basketçi günde 6 saat antrenman yapıyorsa, yıldız bir basketçi günde 12 saat çalışma yapıyor.Zaten yıldız sporcu olmakla, sıradan bir sporcu olmanın arasındaki temelfark da budur. Sıradan yüzbinlerce sporcu, sıradan antrenmanlarını yapıyorlar ve o sıradan antrenmana bile katlanmak güç gerektiriyor. Yedinci saate dayanabilmek güç, kararlılık ve irade gerektiriyor. Sonuçta o uçurumu aşamadığınız zaman sınıfta kalıyorsunuz. İşte sadece o acıya katlanabilenler yıldız bir sporcu oluyorlar.

Derin yarığı aşacak güçte, kararlılık ve iradede olanlar ilerliyorlar. O derin yarığı aşabilenlerin sayısı genel toplumun çok çok küçük, iki haneli rakamlarla ifade edilebilecek kadar küçükbir bölümü. Derin yarığı aşmayı başaranlar sert ve dik bir yokuşa geliyorlar; ama hızını bir defa alanlar yokuşun zirvesine gitmeyi başarıyorlar. Yukarıdaki şablon her yere oturuyor. Yabancı dil öğrenmeye, tıp alanında başarıya, dağcılığa, ticari yaşama, satışçılığa. Belirli bir alanda başarı için gerekenlerin ilk başlangıç kısmını yapabilenler çok olsa da daha sonra enerjileri tükeniyor; daha ileri gidemiyorlar ve sıradan insanlar olarak kalıyorlar. Bu kitap çantamdayken arka arkaya yaptığım seyahatlerde dört defa arka arkaya okudum. O dipte kalanlardan olmamak için daha çok çalışmak istedim / daha gayretliyim şimdi. Dip noktanın neresi olduğunu görüyorum;zirveyi de seçebiliyorum. Bu yazıyı okuyanların dibi aşarak, zirvedekalabilmelerini diliyorum.
Melih Arat

3/07/2008

William Shakespeare

To climb steep hills requires slow pace at first.
William Shakespeare
Yalçın tepelere tırmanmak,yavas yavas adımlar gerektirir.

Birakin Arzular Kendi Mucizelerini Gostersin


Birakin Arzular Kendi Mucizelerini Gostersin
Tanri dedi ki:
Sadece Bana birakmaniz gereken meseleler vardir. Defalarca cozmeyi denediginiz, cabalarinizin nafile oldugu ve kendinizi tukettiginiz meseleler vardir. Bazen bu size nedenli cabalarsaniz o denli az muaffak oldugunuz seklinde gorunur. Teshiste bulunup ikrar etmede erdem vardir sevdiklerim. Cabalamayi bir kenara birakin. Yokus yukari kosmanizin geregi yoktur. Yuruyun kosmak yerine; zira iyi bir tavsiyedir bu. Ya da dik rampalarin uzaginda durun.
Ne zaman usteleyeceginizi ve ne zaman birakacaginizi bilmenin dengeleyici bir hareket oldugunu biliyorum. Her daim, dikkatinizi yoneltmenin gucune sahipsiniz. Birakin sizin icin calissin o. El cekmek oldukca iyi bir tavsiyedir. Sadece bir yere kadar cabalayabilirsiniz.
Rolativite dahilinde bir sey size guc geldiginde biraz geri cekilin, ya da bayagi bir geri cekilin.


Arzu ettiginiz neticeyi arzulayin ve bu arzunuzun kok salmasina musaade edin. Bir bitkinin yetismesini istediginizde surekli koklerini capalamazsiniz. Muskulatlar karsisinda yumusacik eldivenler kullanin ve tatlilikla yaklasin.
Duruma bu acidan bakin sevdiklerim. Arzunuzun cabalarinizdan ve eylemlerinizden daha kudretli oldugunu dusunun. Niyetiniz eylemlerinizden cok daha gucludur.
Goreli dunyada, her seyin size kendi ahengi icinde icinde gelecegini soylemiyorum. Mahsulu her zaman budamak durumunda olmadiginizi soyluyorum Ben. Bazen mucadelenin sadece kendisi bile birakmaniz gereginin bir isaretidir. Muskulat olarak gordugunuz durumu birakarak onu serbest kilmis olursunuz. Belirli bir semereye tabi olma halinizi serbest birakirsiniz. Soz konusu durumun kendi kendini cozumlemesine musaade edin.


Sizinle ayni kanaat noktasina kendi kendilerine gelmeleri icin digerlerine musaade edin. Kendi fikrinizi soylediginizde sadece konusmus olursunuz. Fikirlerinize isitilme sansini taniyin. Ki bazen de sevdiklerim, sessizlik harikalar yaratir. Siseye bir huni vasitasiyla sivi doldururken, soz konusu sivi aninda sisenin dibine ulasmaz. Akmasi icin siviya izin vermeniz gerekir. Kendi agirliginca hareket etmek durumundadir o. Ayni sekilde, gorus ve fikirlerinizin de dibe ulasmasi icin olanak saglamaniz gerekir.Bir kez gorusunuzu ifade ettiniz mi, ona gerekli alani saglayin. Dolaysiz yoldan ifadenizi iletmissinizdir ve simdi onun calisma sirasidir.
Sizin icin zordur bunu uygulamak. Zor oldugunu hissedebilirsiniz. Bunun savas meydanindan geri cekilmek gibi oldugunu hissedebilirsiniz. Her seyi kendi basiniza halletme mucadelenizden geriye cekilmektir bu.

Ellerinizle yaptiginiz islerin ustesinden gelmeniz icin makinalar tasarlanmistir yeryuzunde. Simdi, dusuncelerinizin gorev almasi ve gerceklesmesi icin de dogal bir mekanizma mevcuttur. Ayni anda heryerde birden bulunamazsiniz. Herseyi ayni anda yapamazsiniz. Arzunuz hangi neticeyi dogurursa dogursun, kendi mucizesini ortaya koymasi icin arzunuza bir sans taniyin.
Bu, cabasiz satistir sevdiklerim. Cabasiz satis, cogu zaman ustelenerek yapilan satistan cok daha ise yarardir. Digerlerine de sizin bakis aciniza dahil olmalari icin firsat taniyin sevdiklerim. Kati bir tutum takinmayin; cunku bu sizi hareketsiz kilar ve digerlerini de bir yerde kilitli tutar.
Bir durum dahilinde hareket istiyorsaniz hareket edebilecegi alani saglayin ona. Herhalukarda hayattaki tum meseleler sizin israrci oldugunuz istikamette gelismeyecektir. Degismez, kati kurallari yoktur hayatin. Saglam durup silahlarinizi tutmanizin da bir degerinin olmasina ragmen dinlemenin, ara vermenin, musaade etmenin ve digerilerine soz hakki tanimanin da yuksek bir deger vardir. Digerlerinin ifadeleri, onlarin kalmalidir. Ifade sahipleri daha farkli gormeye baslayana dek sizin ifadeniz olmayacaktir bunlar. Bir zaferin arayisi icinde degilsiniz. Cozum arayisi icindesiniz. Bazen uzlasamayabilirsiniz lakin dinleyebilir, izleyebilir ve inancinizi koruyabilirsiniz.

Ceviren: Engin Zeyno Vural

Biraz Gulelim

Aldatma Nedenleri..Ünlü diş hekimi Sam ve eşi 50. evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı.Sam birden eşine bir soru sordu : -'Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?' -'O da nerden çıktı?' diye sinirlendi eşi, cevabı öğrenmek istemezsinherhalde' dedi.-'İsterim' dedi Sam. 'Lütfen anlat.' -'Madem öğrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattım diye cevap verdi eşi. -'Kimlerdi bunlar?' diye sordu Sam.-'İlki' diye anlatmaya başladı eşi.-'Hani sen 30 yaşındaydın ve kendi kliniğini kurmak istiyordun da hiçbir banka sana kredi açmıyordu. Sonra bir banka müdürü eve geldi; hiçbir şey sormadan tümkağıtları imzaladı ve sen en modern aletlerle kliniğini açabildin...'-'Canım benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim sevgili karıcığım' dedi Sam.'Peki ikincisi?' -Hani 50 yaşında kalp krizi geçirmiştin ya, kritik bir by-passameliyatı olman gerekiyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu.Her an ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalktı geldi, ameliyatını yaptı. Sen hayata döndün' dedi eşi. -'Ah benim sevgili karım. Hayatımı kurtarmak için kendini bir kezdaha feda ettin, öyle mi??Peki üçüncü aldatışın?'-'Hatırlıyor musun, yıllar önce diş hekimleri odası başkanı olmak istemiştin de 247 oy eksikti...'- OOOHAAAAA....!!!

Biraz Gulelim


Aldatma Nedenleri..Ünlü diş hekimi Sam ve eşi 50. evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı.Sam birden eşine bir soru sordu :

-'Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?' -'O da nerden çıktı?' diye sinirlendi eşi, cevabı öğrenmek istemezsin herhalde' dedi.

-'İsterim' dedi Sam. 'Lütfen anlat.'

-'Madem öğrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattım diye cevap verdi eşi.

-'Kimlerdi bunlar?' diye sordu Sam.

-'İlki' diye anlatmaya başladı eşi.

-'Hani sen 30 yaşındaydın ve kendi kliniğini kurmak istiyordun da hiçbir banka sana kredi açmıyordu. Sonra bir banka müdürü eve geldi; hiçbir şey sormadan tümkağıtları imzaladı ve sen en modern aletlerle kliniğini açabildin...'

-'Canım benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim sevgili karıcığım' dedi Sam.'Peki ikincisi?'

-Hani 50 yaşında kalp krizi geçirmiştin ya, kritik bir by-passameliyatı olman gerekiyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu.Her an ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalktı geldi, ameliyatını yaptı. Sen hayata döndün' dedi eşi.

-'Ah benim sevgili karım. Hayatımı kurtarmak için kendini bir kezdaha feda ettin, öyle mi??Peki üçüncü aldatışın?'

-'Hatırlıyor musun, yıllar önce diş hekimleri odası başkanı olmak istemiştin de 247 oy eksikti...'

- OOOHAAAAA....!!!