11/19/2007
11/18/2007
A thousand excuses,Binbir Mazaret,Mark Twain
There are a thousand excuses for every failure but never a good reason.
Her başarısızlık için bin özür vardır, ama hiçbiri iyi bir sebep değil.
Mark Twain
Her başarısızlık için bin özür vardır, ama hiçbiri iyi bir sebep değil.
Mark Twain
Labels:
Başarısızlık,
excuses,
Failure,
Mark Twain,
özür,
REASON,
sebep
Joy is in us
11/13/2007
What We are
We are what we repeatedly do. Excellence, therefore,is not an act but a habit.Aristotle
Biz,defalarca ne yaptığımızız.Mükemmellik, bu yüzden, bir iş değil bir alışkanlıktır.
Biz,defalarca ne yaptığımızız.Mükemmellik, bu yüzden, bir iş değil bir alışkanlıktır.
Labels:
Act,
Alışkanlıklar,
Aristotle,
Biz,
Excellence,
Habit,
Mükemmellik,
Repeatedly
İnsan her yerde aynı
"İnsan her yerde aynı insandır; bir insanın yaratılışında asalet yoksa, kainatın tacını giyse yine de çıplak kalır." Montaigne
11/12/2007
Gizli Numaradan Nasıl Kurtulabilir?
Gizli numaralardan kurtulmanın yolu
Görünmeyen numaralardan sıkıldı iseniz ve bunların sizi aramasına engel olmak istiyorsanız bir çözüm yolu var. GİZLİ numara sizi arayamıyor, üstelik karşıya bir de sesli mesaj gidiyor Bu hizmeti şimdilik sadece Turkcell veriyor. Turkcell, bu konuda şu açıklamayı yaptı: "Gizli numaradan gelen aramaları kabul etmek istemeyen müşterilerimiz ücretsiz olan bu servis aracılığıyla gizli numaralardan gelen çağrıları rahatlıkla engelleyebilecekler. Servisin kullanılması durumunda gelen arama telefon çalmadan otomatik olarak geri çevrilecektir. Arayan kişi "Aradığınız kişi gizli numaradan çağrı kabul etmemektedir. Numaranızı görünür yaparak kendisine ulaşabilirsiniz" anonsunu duyacaktır. Gizli numaradan arama kısıtlama servisini;
aktif hale getirmek için *253# ; iptal etmek için #253# yazıp YES tuşuna basmak yeterli.
Görünmeyen numaralardan sıkıldı iseniz ve bunların sizi aramasına engel olmak istiyorsanız bir çözüm yolu var. GİZLİ numara sizi arayamıyor, üstelik karşıya bir de sesli mesaj gidiyor Bu hizmeti şimdilik sadece Turkcell veriyor. Turkcell, bu konuda şu açıklamayı yaptı: "Gizli numaradan gelen aramaları kabul etmek istemeyen müşterilerimiz ücretsiz olan bu servis aracılığıyla gizli numaralardan gelen çağrıları rahatlıkla engelleyebilecekler. Servisin kullanılması durumunda gelen arama telefon çalmadan otomatik olarak geri çevrilecektir. Arayan kişi "Aradığınız kişi gizli numaradan çağrı kabul etmemektedir. Numaranızı görünür yaparak kendisine ulaşabilirsiniz" anonsunu duyacaktır. Gizli numaradan arama kısıtlama servisini;
aktif hale getirmek için *253# ; iptal etmek için #253# yazıp YES tuşuna basmak yeterli.
Mustafa Kemal Atatürk Diyorki;
ASIL ONEMLI OLAN VE MEMLEKETI TEMELINDEN YIKAN, HALKINI ESIR EDEN, ICERDEKI CEPHENIN SUSKUNLUGUDUR"
Mustafa Kemal ATATÜRK
Mustafa Kemal ATATÜRK
11/06/2007
John D. Rockefeller
A friendship founded on business is better than a business founded on friendship.
John D. Rockefeller
İşten dolayı kurulmuş olan arkadaşlık,arkadaşlıktan dolayı kurulmuş işten daha iyidir
John D. Rockefeller
İşten dolayı kurulmuş olan arkadaşlık,arkadaşlıktan dolayı kurulmuş işten daha iyidir
Labels:
Arkadaşlık,
Business,
Friendship,
iş,
John D. Rockefeller
11/04/2007
Japon Balıkları ve Felsefesi
Japon Balıkları ve Felsefesi
Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir. Fakat Japonya sahillerinde bol balık bulmak mümkün olmamaktadır. Balıkçılar, Japon nüfusu doyurabilmek için daha büyük tekneler yaptırıp daha uzaklara açılabilmişlerdir. Balık için uzaklara gidildikçe, geri dönmesi de daha çok vakit alır olmuştur. Dönüş bir-iki günden daha uzarsa, tutulan balıkların da tazeliği kaybolmaktadır. Japonlar tazeliği kaybolmuş balığın lezzetini sevmemişlerdir.
Bu problemi çözebilmek için balıkçılar teknelerine soğuk hava depoları kurdurmuşlardır.
Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttuklarını da soğuk hava deposunda dondurulmuş olarak saklayabileceklerdi.Ancak Japon halkı taze ile donmuş balık lezzet farkını hissedebiliyordu. Ve donmuş olanlara fazla para ödemek istemiyorlardı.Balıkçılar bu defa teknelerine balık akvaryumları yaptırdılar. Balıklar içeride biraz fazla sıkışacaklardı, hatta, birbirlerine çarpa çarpa birazda aptallaşacaklardı, ama yine de canlı kalabileceklerdi. Japon halkı canlı olmasına rağmen bu balıkların da lezzet farkını anlayabiliyorlardı. Hareketsiz, uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balığın, canlı, diri hareketli taze balığa göre lezzeti yine de etkilenmişti.
Balıkçılar nasıl olacakta Japonya'ya taze lezzetli balığı getirebileceklerdi? Siz olsaydınız ne yapardınız ? Hedeflerinize ulaşır ulaşmaz, mesela mükemmel bir eş buldunuz veya çok başarılı bir firmaya girdiniz, borçları ödediniz v.s. Heyecanınız kaybolmaya başlamaz mı? Aşırı çalışmanız gerekmiyorsa rahatlamaz mısınız?Lotoda büyük ikramiyeyi kazananlar parayı savurmaya başlamaz mı? Japonların taze balık probleminde olduğu gibi çözüm aslında basittir.
1950’lerde L.Ron Hubbart’ın gözlemlediği üzere: İnsanoğlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa anormal çabalar sarfeder. Ne kadar akıllı, uzman, inatçı iseniz iyi bir problemle uğraşmaktan o kadar zevk alırsınız. Problem sizi ne kadar zorluyorsa ve siz onu adım adım çözebiliyorsanız bundan da o derece mutluluk duyarsınız, heyecan duyarsınız ve enerji dolu, canlı, ayakta kalırsınız. Japonlarda balıkları yine teknelerindeki akvaryumlarda tuttular, ancak içine küçük bir köpekbalığı attılar. Bir miktar balık köpekbalığı tarafından yutulmuştu, ama geride kalanlar son derece hareketli ve taze kalabilmişlerdi. Buradan da görüleceği üzere problemlerden, uzaklaşmaktansa içine atlamak, boğuşmak ve onları yenmek gerekir. Problemimiz çok ve çeşitli olabilir.Ümitsiz olmayın. Onları tanıyın, organize edin, kararlı olun, daha çok bilgi ve yardım desteği ile onlarla savaşın. Beyninize bir köpekbalığı atın ve nelere ulaşabileceğinizi o zaman görün...
Bu problemi çözebilmek için balıkçılar teknelerine soğuk hava depoları kurdurmuşlardır.
Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttuklarını da soğuk hava deposunda dondurulmuş olarak saklayabileceklerdi.Ancak Japon halkı taze ile donmuş balık lezzet farkını hissedebiliyordu. Ve donmuş olanlara fazla para ödemek istemiyorlardı.Balıkçılar bu defa teknelerine balık akvaryumları yaptırdılar. Balıklar içeride biraz fazla sıkışacaklardı, hatta, birbirlerine çarpa çarpa birazda aptallaşacaklardı, ama yine de canlı kalabileceklerdi. Japon halkı canlı olmasına rağmen bu balıkların da lezzet farkını anlayabiliyorlardı. Hareketsiz, uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balığın, canlı, diri hareketli taze balığa göre lezzeti yine de etkilenmişti.
Balıkçılar nasıl olacakta Japonya'ya taze lezzetli balığı getirebileceklerdi? Siz olsaydınız ne yapardınız ? Hedeflerinize ulaşır ulaşmaz, mesela mükemmel bir eş buldunuz veya çok başarılı bir firmaya girdiniz, borçları ödediniz v.s. Heyecanınız kaybolmaya başlamaz mı? Aşırı çalışmanız gerekmiyorsa rahatlamaz mısınız?Lotoda büyük ikramiyeyi kazananlar parayı savurmaya başlamaz mı? Japonların taze balık probleminde olduğu gibi çözüm aslında basittir.
1950’lerde L.Ron Hubbart’ın gözlemlediği üzere: İnsanoğlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa anormal çabalar sarfeder. Ne kadar akıllı, uzman, inatçı iseniz iyi bir problemle uğraşmaktan o kadar zevk alırsınız. Problem sizi ne kadar zorluyorsa ve siz onu adım adım çözebiliyorsanız bundan da o derece mutluluk duyarsınız, heyecan duyarsınız ve enerji dolu, canlı, ayakta kalırsınız. Japonlarda balıkları yine teknelerindeki akvaryumlarda tuttular, ancak içine küçük bir köpekbalığı attılar. Bir miktar balık köpekbalığı tarafından yutulmuştu, ama geride kalanlar son derece hareketli ve taze kalabilmişlerdi. Buradan da görüleceği üzere problemlerden, uzaklaşmaktansa içine atlamak, boğuşmak ve onları yenmek gerekir. Problemimiz çok ve çeşitli olabilir.Ümitsiz olmayın. Onları tanıyın, organize edin, kararlı olun, daha çok bilgi ve yardım desteği ile onlarla savaşın. Beyninize bir köpekbalığı atın ve nelere ulaşabileceğinizi o zaman görün...
Sam Keen,From To Love and Be Loved
We come to love not by finding a perfect person, but
by learning to see an imperfect person perfectly.
- Sam Keen, from To Love and Be Loved
Biz aşka,mükemmel bir kişiyi bulmakla değil,kusurlu
bir kişiyi kusursuz görmeyi öğrenmekle geliriz.
by learning to see an imperfect person perfectly.
- Sam Keen, from To Love and Be Loved
Biz aşka,mükemmel bir kişiyi bulmakla değil,kusurlu
bir kişiyi kusursuz görmeyi öğrenmekle geliriz.
Labels:
From To Love and Be Loved,
İmperfect Person,
Love,
Sam Keen
Atatürk'ün Sözleri
"Her şeye rağmen muhakkak bir isiğa doğru yürümekteyiz.Bende bu imani yaşatan kuvvet, yalniz aziz memleket ve milletimin hakkindaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanliklari , ahlâksizlikları, şarlatanlıkları içinde sirf vatan ve hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalisan bir gençlik görmemdir."
"Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençligine ve yetişmekte olan çocuklarina hitap ediyorum: Batı senden, Türk'ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi.Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocugu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin!.. Bu belli. Fakat zekânı unut!.. Daima çaliskan ol..."
"Rica ile, merhamet dilenmekle bir millet ve devletin şeref ve istiklâli kurtarilmaz. Türk milleti, gelecek nesiller için bunu unutmamalıdır."
"Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençligine ve yetişmekte olan çocuklarina hitap ediyorum: Batı senden, Türk'ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi.Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocugu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin!.. Bu belli. Fakat zekânı unut!.. Daima çaliskan ol..."
"Rica ile, merhamet dilenmekle bir millet ve devletin şeref ve istiklâli kurtarilmaz. Türk milleti, gelecek nesiller için bunu unutmamalıdır."
Olumsuz Hipnoz
İnsanlarla nasıl konuşuyorsunuz, yapıcı mı- yıkıcı mı? Genelde yanıt yapıcıyımdır olur ancak yapıcılık kelimesine ne anlam yüklediğimize bağlıdır bu.
“Bir arkadaşım olumsuz hipnoz yapıyor bana demiştim” bir kez, söylediğim kişi “ O nasıl oluyor ? “diye sormuştu. Yıkıcı yöndeki telkindi vurgulamak istediğim.
“Bazı kişiler yakınları ya da tanışlarına, dilimizde deyim olan “ Dost acı söyler” yaklaşımı içinde farkında olarak ya da olmayarak hoş olmayan telkinlerde bulunur bazen” demiştim.Bunu yapan kişi, karşıdakinin iyiliğini düşünüyor görünümü altında, belli tanımlamalar yapar.Bunu duyan kişi de, karşıdakine olan yakınlığı ve güveni sonucu bu bilgiyi alır ve gerçekliğine inanır.
-- Ona güvendiğin için ne kadar çıkarcı biri olduğunu görmüyorsun, sana zararı dokunacak...
-- Son sıralar düzensiz uyuyorsun, hasta olacaksın...
-- İşten ayrılma kararını tekrar gözden geçir, yıllardır çalışmaya alışkınsın, boşta kalırsan bunalıma girersin...
-- Kilo aldığının- verdiğinin farkında değil misin, bir an önce önlemini al, hiç sağlıklı değil durumun, ayrıca sana hiç yakışmıyor bu görüntü...
İşte bu tür masum görünen uyarılara olumsuz hipnoz diyorum. Çünkü karşıdaki kişinin iyiliğini düşünerek söylendiği var sayılan bu ifadeler aslında olumsuzlama yönünde işlemektedir. Uyku düzeni bozulan kişi bir süre sonra hasta olacağına bilinç altında inandığından hasta olacaktır. Bunu belirten kişi ise haklı çıkmanın onuru ile “ Ben sana söylemiştim” diyecektir.
Güvenilir kaynaktan geldiğine inandığımız tanımlamalar koşulsuz kabullenmeler olarak bilincimize gider, belli bir şekil alan düşünce kalıpları oluşur, bu durum süreç içinde beden dilimize de yansır ve yaşam gerçeğimiz olurlar. Psikolojide bu oluşum Kendini Gerçekleştiren Kehanet olarak ifade edilir. Geliş kaynağı arkadaş- akraba- tanış veya uzman görüşü olduğunda, bu ifadelerin güvenirliğine olan inanç doğrultusunda, zihin olumsuz telkini alır, kabul eder ve yaşama yansıtır. İfade edilmese gerçekleşemeyecek durum işlev kazanır, kehanet gerçek olur ve yaşanır.
Eğer böyle ise, olumsuz mesajlara ne gerek var? Neden karşımızdakini olumsuza şartlama ihtiyacı duyarız?Amaç karşıdakinin iyiliğini düşünmek gibi görünse de, genel olarak yaşamdan- kendinden kuşkusu olan, güven azlığı yaşayan, değişime dirençli, bağımlı yapıda, isteklerini gerçekleştirme zorluğu çeken, öfkeli kişiler bunu sıklıkla yapar. Aslında karşısındakine ilettiği gizil mesaj, “Ben güvensiz ve öfkeliyim, yolunda gitmeyen şeyler var, sen de böyle ol” dur.Bu tür kişilere yaşam düzenimizin normal akışı ve zihinsel sağlığımız için dikkat etmek gerektiğini düşünüyorum, hele ki yakınımızda iseler ve ilişkilerimiz yoğunsa... Onlar bizdeki enerjiyi olumsuza çevirmek için çoğunlukla da bunun bilincinde olmadan yaparlar, yaptıklarını da “ İyiliği için yapıcı eleştiride bulundum” olarak adlandırırlar.
Oysa eleştiri ya da halk arasında akıl verme olarak nitelenen bu davranış içinde somut yaptırımı ve emeği taşımıyorsa yapıcısı ya da yıkıcısı olmaz görüşündeyim. Eğer karşıdaki kişinin uyku düzensizliğine, işten ayrıldığında yaşayacağını belirttiğimiz bunalımına bir çare bulamıyorsak, bunu ifade etmek bize ve karşıdakine bir şey kazandırmaz.
İnsan Mühendisliği kitabının yazarı hocam Nüvit Osmay bunu şu örnekle açıklardı;“Bir adama bu kravat takım elbisene yakışmamış, çok sakil duruyor dediğinizde, boş yere onun moralini bozarsınız, kendine güvenini zedelersiniz. Belki yenisini alacak olanağı yoktur. Eğer o takım elbiseye yakışacak bir kravat alıp da, bu elbisene daha uygun olur diye armağan ederseniz, hem görüşünüzü yapıcı bir şekilde bildirmiş olursunuz, hem de eleştiride bulunmadan. onun için bir şey yapmış olursunuz. Karşıdaki onu takar ya da takmaz. “
Bu çok anlaşılır somut bir örnektir.
Bu çerçevede ilişkide bulunduğunuz kişilere nasıl davrandığınıza, size nasıl davranıldığına baktığınızda, olumsuz telkin yönünde bir çok örnek göreceksiniz. Kendini gerçekleştiren kehanetleriniz, ben bildim övüncünün ötesinde ne kazanç sağlıyor ki? Hiçbir yararı olmadığını fark edeceksiniz. Kişi verdiği olumsuz telkinlerin sorumluluğunu almaya ne kadar hazır ki bunu yapıyor. Hasta olan arkadaşınıza bakacak mısınız, işini kaybeden yakınınıza iş mi bulacaksınız? Ki ona bunların başına geleceğini söylüyorsunuz.
Olumsuz telkin yapan ya da akıl verici kişilerin bu davranışlarını nötürlemeye çalışmak eğer olmuyorsa da belli bir mesafede durmak zihin sağlığımız için gerekli düşüncesindeyim.Bir söz vardır “Kimseye akıl vermeyin zeki insanların ihtiyacı yoktur, cahiller zaten anlamaz”...
Uzm.Psk.Bahar Turunç
“Bir arkadaşım olumsuz hipnoz yapıyor bana demiştim” bir kez, söylediğim kişi “ O nasıl oluyor ? “diye sormuştu. Yıkıcı yöndeki telkindi vurgulamak istediğim.
“Bazı kişiler yakınları ya da tanışlarına, dilimizde deyim olan “ Dost acı söyler” yaklaşımı içinde farkında olarak ya da olmayarak hoş olmayan telkinlerde bulunur bazen” demiştim.Bunu yapan kişi, karşıdakinin iyiliğini düşünüyor görünümü altında, belli tanımlamalar yapar.Bunu duyan kişi de, karşıdakine olan yakınlığı ve güveni sonucu bu bilgiyi alır ve gerçekliğine inanır.
-- Ona güvendiğin için ne kadar çıkarcı biri olduğunu görmüyorsun, sana zararı dokunacak...
-- Son sıralar düzensiz uyuyorsun, hasta olacaksın...
-- İşten ayrılma kararını tekrar gözden geçir, yıllardır çalışmaya alışkınsın, boşta kalırsan bunalıma girersin...
-- Kilo aldığının- verdiğinin farkında değil misin, bir an önce önlemini al, hiç sağlıklı değil durumun, ayrıca sana hiç yakışmıyor bu görüntü...
İşte bu tür masum görünen uyarılara olumsuz hipnoz diyorum. Çünkü karşıdaki kişinin iyiliğini düşünerek söylendiği var sayılan bu ifadeler aslında olumsuzlama yönünde işlemektedir. Uyku düzeni bozulan kişi bir süre sonra hasta olacağına bilinç altında inandığından hasta olacaktır. Bunu belirten kişi ise haklı çıkmanın onuru ile “ Ben sana söylemiştim” diyecektir.
Güvenilir kaynaktan geldiğine inandığımız tanımlamalar koşulsuz kabullenmeler olarak bilincimize gider, belli bir şekil alan düşünce kalıpları oluşur, bu durum süreç içinde beden dilimize de yansır ve yaşam gerçeğimiz olurlar. Psikolojide bu oluşum Kendini Gerçekleştiren Kehanet olarak ifade edilir. Geliş kaynağı arkadaş- akraba- tanış veya uzman görüşü olduğunda, bu ifadelerin güvenirliğine olan inanç doğrultusunda, zihin olumsuz telkini alır, kabul eder ve yaşama yansıtır. İfade edilmese gerçekleşemeyecek durum işlev kazanır, kehanet gerçek olur ve yaşanır.
Eğer böyle ise, olumsuz mesajlara ne gerek var? Neden karşımızdakini olumsuza şartlama ihtiyacı duyarız?Amaç karşıdakinin iyiliğini düşünmek gibi görünse de, genel olarak yaşamdan- kendinden kuşkusu olan, güven azlığı yaşayan, değişime dirençli, bağımlı yapıda, isteklerini gerçekleştirme zorluğu çeken, öfkeli kişiler bunu sıklıkla yapar. Aslında karşısındakine ilettiği gizil mesaj, “Ben güvensiz ve öfkeliyim, yolunda gitmeyen şeyler var, sen de böyle ol” dur.Bu tür kişilere yaşam düzenimizin normal akışı ve zihinsel sağlığımız için dikkat etmek gerektiğini düşünüyorum, hele ki yakınımızda iseler ve ilişkilerimiz yoğunsa... Onlar bizdeki enerjiyi olumsuza çevirmek için çoğunlukla da bunun bilincinde olmadan yaparlar, yaptıklarını da “ İyiliği için yapıcı eleştiride bulundum” olarak adlandırırlar.
Oysa eleştiri ya da halk arasında akıl verme olarak nitelenen bu davranış içinde somut yaptırımı ve emeği taşımıyorsa yapıcısı ya da yıkıcısı olmaz görüşündeyim. Eğer karşıdaki kişinin uyku düzensizliğine, işten ayrıldığında yaşayacağını belirttiğimiz bunalımına bir çare bulamıyorsak, bunu ifade etmek bize ve karşıdakine bir şey kazandırmaz.
İnsan Mühendisliği kitabının yazarı hocam Nüvit Osmay bunu şu örnekle açıklardı;“Bir adama bu kravat takım elbisene yakışmamış, çok sakil duruyor dediğinizde, boş yere onun moralini bozarsınız, kendine güvenini zedelersiniz. Belki yenisini alacak olanağı yoktur. Eğer o takım elbiseye yakışacak bir kravat alıp da, bu elbisene daha uygun olur diye armağan ederseniz, hem görüşünüzü yapıcı bir şekilde bildirmiş olursunuz, hem de eleştiride bulunmadan. onun için bir şey yapmış olursunuz. Karşıdaki onu takar ya da takmaz. “
Bu çok anlaşılır somut bir örnektir.
Bu çerçevede ilişkide bulunduğunuz kişilere nasıl davrandığınıza, size nasıl davranıldığına baktığınızda, olumsuz telkin yönünde bir çok örnek göreceksiniz. Kendini gerçekleştiren kehanetleriniz, ben bildim övüncünün ötesinde ne kazanç sağlıyor ki? Hiçbir yararı olmadığını fark edeceksiniz. Kişi verdiği olumsuz telkinlerin sorumluluğunu almaya ne kadar hazır ki bunu yapıyor. Hasta olan arkadaşınıza bakacak mısınız, işini kaybeden yakınınıza iş mi bulacaksınız? Ki ona bunların başına geleceğini söylüyorsunuz.
Olumsuz telkin yapan ya da akıl verici kişilerin bu davranışlarını nötürlemeye çalışmak eğer olmuyorsa da belli bir mesafede durmak zihin sağlığımız için gerekli düşüncesindeyim.Bir söz vardır “Kimseye akıl vermeyin zeki insanların ihtiyacı yoktur, cahiller zaten anlamaz”...
Uzm.Psk.Bahar Turunç
To do 2 things at once
To do two things at once is to do neither.
Unknown
İki şeyi bir anda yapmak,hiçbirini yapmaktır.
Unknown
İki şeyi bir anda yapmak,hiçbirini yapmaktır.
Saying of The Day for Sunday
None of us is as smart as all of us.
Japanese proverb
Hiçbirimiz hepimiz kadar akıllı değildir.
Japanese proverb
Hiçbirimiz hepimiz kadar akıllı değildir.
Subscribe to:
Comments (Atom)


